Eskişehir’de 27 günlük bir bebek, özel bir hastanede yapılan sünnet operasyonunun ardından hayatını kaybetmesiyle ilgili yeni bir gelişme yaşandı. Cumhuriyet Başsavcılığı, Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) raporunda “ihmalli” bulunduğu belirtilen Operatör Doktor R.H. hakkında “taksirle ölüme neden olma” suçundan dava açtı. Dava, Eskişehir 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı.
Bu dava, bebek sünnetlerinin uygunluğu ve tıbbi prosedürlerin titizliği konularında önemli tartışmaları beraberinde getiriyor. Ailenin avukatı Coşkun Taşar, yargı sürecinin şeffaf ve adil bir şekilde ilerlemesini talep ettiklerini belirtti.
Tragik Olay Nasıl Yaşandı?
- Ne Zaman: Olay, 28 Mart 2022 tarihinde meydana geldi.
- Kim: Henüz 27 günlük olan Yiğit Hamza, sünnet için özel bir hastaneye götürüldü.
- Nerede: Eskişehir’deki özel bir hastanede, Operatör Doktor R.H. tarafından sünnet işlemi gerçekleştirildi.
- Sonuç: Sünnet sonrası gelişen kanama nedeniyle Yiğit Hamza hayatını kaybetti.
Bebeğin ailesi, bu trajik ölümün ardından sorumluların tespit edilmesi ve adalet önünde hesap vermesi için hukuki süreç başlattı. Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı, olaya ilişkin soruşturmayı titizlikle yürüttü ve dosya Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.
Adli Tıp Raporu Ne Diyor?
Adli Tıp Kurumu, Yiğit Hamza bebeğin ölümüne ilişkin hazırladığı detaylı raporda önemli tespitlerde bulundu. Raporun ana hatları şunlar:
- Uygunsuz Yaş: 27 günlük bir bebeğe sünnet yapılması, özellikle bebeklerdeki K vitamini eksikliği ve kanama pıhtılaşma faktörlerinin yetersizliği nedeniyle “riskli ve uygunsuz” bulundu. ATK raporuna göre, sünnet için en uygun dönem, kan pıhtılaşma faktörlerinin geliştiği 6 aylıktan sonrası veya uygun tıbbi gözetim altında hastane koşullarında yapılmasıdır.
- Test Eksikliği: Operasyon öncesinde, kanama zamanı ve pıhtılaşma zamanı gibi hayati testlerin yapılmadığı vurgulandı. Bu testler, sünnet gibi cerrahi bir işlem öncesinde kanama riskini değerlendirmek için elzemdir.
- Doktorun İhmali: Operatör Doktor R.H.’nin, bebeğin yaşına ve gerekli ön tetkiklerin eksikliğine rağmen sünnet işlemini gerçekleştirmesinin “ihmalkar” bir davranış olduğu belirtildi. Rapor, doktorun eylemleri ile bebeğin ölümü arasında doğrudan nedensellik bağı kurdu.
Adli Tıp Kurumu raporu, doktorun “kusurlu” olduğunu net bir şekilde ortaya koyarak, soruşturmanın seyrini değiştirdi ve dava açılmasına zemin hazırladı.
Hukuki Süreç Nereye Gidiyor?
Adli Tıp Kurumu raporunun ardından Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı, Operatör Doktor R.H. hakkında “taksirle ölüme neden olma” suçlamasıyla iddianame hazırladı. İddianame, Eskişehir 5. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi ve yargılama süreci başladı. Mahkeme, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması ve adaletin tecelli etmesi için gerekli incelemeleri yapacak.
Bu dava, sadece bir ailenin acısı değil, aynı zamanda çocuk sağlığı ve tıbbi uygulamaların sınırları hakkında da toplumsal bir sorgulamayı tetikliyor. Uzmanlar, özellikle bebeklik dönemindeki cerrahi müdahalelerde azami dikkat ve önlemlerin alınmasının hayati önem taşıdığını bir kez daha hatırlatıyor.
