Çanakkale’nin can damarı Atikhisar Barajı’nın su toplama havzası, planlanan madencilik faaliyetleri nedeniyle ciddi bir tehditle karşı karşıya. Bölgedeki yaşam savunucuları, Çanakkale’nin içme suyunu ve tarım alanlarını korumak adına açtıkları davanın seyrini değiştirecek kritik bir gün için tüm şehri harekete geçmeye çağırıyor. Çanakkale İdare Mahkemesi’nde görülen davanın keşif ve bilirkişi incelemesi, 13 Şubat 2024 Salı günü saat 10:00’da Atikhisar Barajı servis yolu üzerinde başlayacak.
Çanakkale kentinin su ihtiyacını karşılayan Atikhisar Barajı’nın sadece 500 metre yakınına yapılması planlanan madencilik projesi, çevrecilerin uzun süredir tepkisini çekiyor. Lapseki Entegre Madencilik şirketinin altın, gümüş, kurşun ve çinko madeni işletme projesi için verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararına karşı açılan dava, şehirdeki sivil toplum kuruluşları ve meslek odaları tarafından dikkatle takip ediliyor.
Ne Oluyor?
Lapseki Entegre Madencilik şirketi, Atikhisar Barajı’nın su toplama havzasına oldukça yakın bir noktada madencilik faaliyetleri yürütmek istiyor. Bu durum, barajdan beslenen Çanakkale kentinin içme suyu kaynakları üzerinde kirlilik riski yaratıyor. Yaşam savunucuları, madencilik faaliyetlerinin tarım alanlarına, ormanlara ve genel olarak ekosisteme telafisi mümkün olmayan zararlar vereceğini belirtiyor.
Kimler Davacı?
Çanakkale Kent Konseyi, Çanakkale Tabip Odası, Çanakkale Barosu, Çevre Platformu ve TMMOB Çanakkale İl Koordinasyon Kurulu (İKK) gibi kurumlar, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın verdiği ÇED olumlu kararının iptali için Çanakkale İdare Mahkemesi’nde dava açtı. Bu geniş katılımlı dava, projenin şehrin geleceği açısından ne denli önemli olduğunun altını çiziyor.
Neden Bu Kadar Önemli?
Atikhisar Barajı havzası, Çanakkale merkez ve çevre yerleşim yerlerinin içme ve kullanma suyunu sağlıyor. Planlanan madencilik faaliyetleri, siyanür, sülfürik asit ve arsenik gibi zehirli kimyasalların kullanımı potansiyeli nedeniyle su kaynaklarının kirlenme riskini taşıyor. Ayrıca, bölgedeki verimli tarım arazileri (Geyikli, Ezine gibi bölgeler), orman varlığı ve biyoçeşitlilik de bu projeden olumsuz etkilenecek. Madencilik atıklarının yaratacağı ağır metal kirliliği, hem insan sağlığı hem de doğal yaşam için büyük bir tehdit oluşturuyor.
Geçmişten Bir Ders: Kazdağları
Yaşam savunucuları, bu mücadelenin daha önce Kazdağları’nda altın madenciliğine karşı verilen ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran Kirazlı Balaban mücadelesine benzediğini belirtiyor. Geçmişteki deneyimler, madencilik projelerinin çevreye verdiği zararın geri dönüşsüz olabileceğini gösteriyor.
Halk Neden Çağrılıyor?
Çanakkale Kent Konseyi tarafından yapılan açıklamada, 13 Şubat Salı günü gerçekleştirilecek keşif ve bilirkişi incelemesinin davanın gidişatı açısından hayati önem taşıdığı vurgulandı. Kent Konseyi, “Suyuna sahip çıkan, toprağını ve yaşam alanlarını koruyan tüm Çanakkale halkını, kentimizin geleceği için bu kritik günde yanımızda olmaya çağırıyoruz” ifadeleriyle, halkı Atikhisar Barajı servis yolu üzerinde toplanmaya davet ediyor. Keşif günü, hem davanın hukuki sürecinde somut verilerin toplanması hem de kamuoyunun dikkatini bu önemli çevre sorununa çekmek adına büyük bir fırsat sunuyor.
Bu çağrıya kulak veren herkesin, Çanakkale’nin su kaynaklarını ve doğal güzelliklerini koruma mücadelesine destek olmak için 13 Şubat’ta baraj çevresinde olması bekleniyor.
