74. Berlin Uluslararası Film Festivali (Berlinale), 81 sinemacının sert eleştirileriyle sarsıldı. Aralarında Annemarie Jacir, Basil Khalil, Kamal Aljafari ve Maryam Tafakory gibi tanınmış isimlerin de bulunduğu sinemacılar, festivali “Filistin konusunda sansür ve çifte standart” uygulamakla suçladı. Açıklamada, Gazze’deki duruma karşı sessiz kalındığı, festivalin Filistin halkıyla dayanışma göstermediği ve ifade özgürlüğünün kısıtlandığı belirtildi.
Uluslararası sinema dünyasının önemli buluşma noktalarından biri olan Berlinale, bu yıl Filistin’e yönelik tutumu nedeniyle yoğun bir tartışmanın odağı haline geldi. Sinemacılar, Alman devletinin İsrail’e yönelik “Staatsräson” (devletin temel ilkesi) politikasının kültürel kurumlara yansıdığını ve bunun sanatsal özgürlükleri tehdit ettiğini savundu.
Sinemacıların Eleştirilerinin Temelinde Ne Yatıyor?
81 sinemacının Berlinale’ye yönelik eleştirileri, çeşitli boyutlarda şekilleniyor:
- Sessizlik ve Dayanışma Eksikliği: Sinemacılar, festivalin Gazze’deki “soykırım” olarak nitelendirilen olaylara karşı sessiz kalmasını ve Filistin halkıyla yeterli dayanışmayı göstermemesini kınadı.
- Çifte Standart İddiası: Berlinale’nin geçmişte Ukrayna ile dayanışma gösterirken, Filistin söz konusu olduğunda benzer bir duruş sergilememesi “çifte standart” olarak yorumlandı. Sanatçıların ifadesine göre, bu durum, siyasi konumlanışta seçici bir tutum sergilendiğini gösteriyor.
- Sansür Uygulamaları: Festival kapsamında çalışan film profesyonellerinin Filistin ile dayanışma mesajları içeren sosyal medya paylaşımlarının kaldırılması, sansür iddialarını güçlendirdi. Bu durum, ifade özgürlüğünün kısıtlandığına dair endişeleri artırdı.
- Politik Baskı ve Bağımsızlık: Sinemacılar, Alman devletinin İsrail’e yönelik katı politikasının kültürel alana yansımasının, bağımsız sanatsal kurumların özerkliğini zedelediğini ve sanatın politik baskı altında kaldığını ifade etti.
Talepler ve Geniş Kapsamlı Tartışma
Ortak açıklamayı imzalayan sinemacılar, Berlinale’yi acil ve koşulsuz bir ateşkes çağrısı yapmaya, Gazze’ye insani yardımın ulaşması için destek vermeye ve Filistin halkıyla dayanışma içinde olmaya davet etti. Bu çağrı, sadece festivalin değil, genel olarak Batı’daki kültürel kurumların Orta Doğu’daki çatışmalara yönelik tutumunu sorgulayan daha geniş bir tartışmayı da beraberinde getirdi.
Bu olay, sanat ve siyasetin kesişim noktasında, özellikle de hassas jeopolitik konularda kültürel kurumların nasıl bir duruş sergilemesi gerektiği sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Sinemacılar, bir film festivalinin sadece sanatsal eserleri sergilemekle kalmayıp, aynı zamanda insan hakları ve evrensel değerler konusunda da ilkesel bir duruş sergilemesi gerektiğini vurguluyor.
